Doğduk. İlk çığlığımızı attık. Anne. Baba. Ailemiz var. Belki bir kardeşimiz, belki de daha fazlası. Türlü türlü akrabalarimız oldu. Sevgi verdiler bize. Biz de aldık. Şımartıldık ve şımardık. Önce, bize göre, yavaş yavaş büyüdük. Büyürken arkadaşlar edindik. Arkadaşlarımızla oyunlar oynadık, kavgalar ettik, küsüp bozduk. Sürekli bir şeyler öğrendik; yürümeyi, konuşmayı, tuvaletimizi yapmayı, ayakkabı bağlamayı, resim yapmayı, okumayı, yazmayı, sevgi vermeyi, insaflı olmayı, acımasız olmayı, hırslı olmayı, mütevazi olmayı, yalan söylemeyi, gerçeklerden kaçmayı...
İstediğimiz yaşa ulaşana kadar hep çok yavaş büyüyeceğimizi sandık. Malum yaş ertesinde ise hızlandı hayatlar. Tüketmeye ve tükenmeye başladık. Seçimler yapmaya başladık. Bir şeyler kaybetmeye başladık. Bunların herbiri için uzun zamanlar gerekiyordu. Onu isterken yenisiyle karşılaştık. Hayatın ne kadar da kısa olduğunu fark ettik, daha yirmi yaşındayken. Yorulduk.
Kendimizi geliştirdik. Okula gittik; ilkokul, orta okul, lise. Okulu pek sevmedik, derslerimizi de. Ama çalıştık, geçtik. Hem zaten hırslıydık; herkesi geçmeliydik, biz en iyisiydik. Üniversiteye geldik, diğer iyilerin yanına. Biz hala en iyileriydik. Şaşırdık diğerlerini görünce, adapte olamadık bir süre. Birey olduk ama bu süreçte; ukala, burnu havada bireyler. Bunu hak ettik.
Filmler izledik, kitaplar okuduk, müzikler dinledik, konserler ve tiyatrolar izledik. Arkadaşlarımızla sohbetler ettik, kavgalar ettik. Hep yorum yaptık. Çok şey biliyor gibi yaptık, bir bilip bin bilene danışmaktansa. Hep boyumuzdan büyük laflar ettik, her seferinde boyumuzun ölçüsünü aldık. Ama her seferinde unuttuk ölçümüzü. Tekrar tekrar öğrendik yılmadan.
Savaşı hiç görmedik. Bombanın patladığı anda çıkardığı sesi hiç duymadık, birinin kolu koparken onun yanında olmadık. Etrafımızda birileri ölürken onların acı çığlıklarını duymadık, ölümün havadan gelecek bir bombanın ucunda olduğu hissiyle boğuşmadık. Birini öldürmek zorunda bırakılmadık. Günlük hesapları çok ciddiye aldık. Nefes almayı unuttuk. Çok çalıştık. Bazen kaybettik, bazen kazandık. Kazandıklarımızın değerini bilemedik. Kaybettiklerimize büyük anlamlar yükledik.
Sevdik, sevildik, sevindik. Aşık olduk. Ona doyamadık, sevgimizin sonsuz olmasını diledik. Ayrıldık, çok üzüldük, zırıl zırıl ağladık, kahrettik. Ayrıldık, zerre gözyaşı dökmedik. Sevmeye ve aşık olmaya hep devam ettik. Hiç uslanmadık.
Hep dert yandık, sızlandık, ağladık, kafamızı duvarlara vurduk, dertlendik, sıkıldık. Yalanlar söyledik. Yalan söylerken hiç tereddüt etmedik. Yalanlar dinledik, yara aldık. Bir daha yalan söylememeye yeminler ettik, hem de bunu söylerken yalan söylediğimizi bile bile.
Çok koştuk, yorulduk. Ama mutlu olmayı beceremedik.
mp3 teoman - bazı yalanlar
i try to implement a Drag and Drop in my app, I drag the view from my
Activity, and i want drop it in new Fragment created in the moment when
drag start, b...





1 yorum:
Bir ömür yetmez ki..
Yorum Gönder